Gökyüzünün Kanatları Altında Bir Dostluk için kapak görseli

Gökyüzünün Kanatları Altında Bir Dostluk

Bu masal azragül için inci tarafından oluşturuldu.
Tarih yükleniyor...

Uzak diyarların birinde, yemyeşil vadilerle çevrili küçük bir köyde, adı Ceren olan meraklı bir kız yaşardı. Ceren'in en sevdiği oyun, hayali şövalyeler yaratıp onlara cesur görevler vermekti. Ama onun hayallerindeki şövalyeler kılıç sallamaz, kaleler fethetmezdi. Onlar daha çok gizemli ormanları keşfeder, konuşan hayvanlarla dost olurlardı. En önemlisi de her şeye sevgiyle yaklaşırlardı. Köyün hemen yukarısındaki heybetli Dağ'ın tepesinde, eski zamanlardan beri bir ejderhanın yaşadığına dair fısıltılar dolaşırdı. Köylüler ejderhanın adını duyduğunda ürperir, ama Ceren bu hikayeleri dinlerken içinde bir sızı hissederdi; sanki ejderha da tıpkı kendisi gibi biraz yalnız kalmış gibiydi.

Bir gün, güneşin en parlak ışıklarıyla yıkanan sabahın erken saatlerinde, Ceren içinde tarifsiz bir dürtü hissetti. Sırtına küçük, parlak bir taş bağladığı bej rengi pelerinini taktı – bu onun "cesaret madalyasıydı" – ve patikayı takip ederek sessizce dağa tırmanmaya başladı. Yol boyunca kuşların cıvıltıları, rüzgarın yapraklarla dansı ve uzaklardan gelen bir deredeki suyun şırıltısı ona eşlik ediyordu. Dağın zirvesine yaklaştıkça hava değişti; daha serin, daha durgun ve sanki binlerce yıllık bir bilgelikle doluydu.

Nihayet, geniş ve güneş alan bir düzlüğe ulaştığında, onu gördü. Efsanelerdeki korkunç canavar değil, gökyüzünün en mavi anından çalıntı renklerde pulları olan, devasa ama zarif bir ejderhaydı bu. Gözleri, derin bir gölün sakinliği gibiydi ve Ceren'e baktığında, onda ne bir tehdit ne de bir öfke vardı; sadece yorgun bir bilgelik ve belki de biraz yalnızlık. Ejderha, yumuşak bir nefesle, fısıltılar kadar hafif bir sesle konuştu, sesi sanki dağların içinden geliyordu. Ceren, ejderhanın aslında dağın kalbindeki nadir bulunan, ay ışığında parlayan çiçekleri koruduğunu ve asla insanlara zarar vermediğini anladı.

Ceren, ejderhanın yanına çekinmeden yaklaştı. Onun devasa burnuna nazikçe dokundu; pulları şaşırtıcı derecede sıcaktı. Ejderha, başını Ceren'in eline doğru eğerek minnetini gösterdi. O an Ceren, en büyük cesaretin kılıç sallamakta değil, kalpleri anlamakta yattığını fark etti. Ejderhanın koruduğu barış ve sessizlik, köydeki telaşlı hayatlardan çok daha değerliydi. Ceren, ejderhaya gülümsedi ve ona bir sonraki ziyareti için söz verdi. Dağdan inerken, kalbi hafiflemişti; artık içinde ne bir korku ne de bir endişe vardı, sadece sıcacık bir dostluğun ve paylaşılan bir sırrın huzuru vardı. Köyüne döndüğünde, ejderhadan getirdiği tek şey, ay ışığında parlayan ve hiç solmayan bir çiçekti. Bu çiçek; ona ve köylülere, kalplerini sevgiye açtıklarında en beklenmedik yerlerde bile güzelliği ve barışı bulabileceklerini hatırlatacaktı.

📂 KATEGORİLER:

🏷️ ETİKETLER:

🌙 Masalı Beğendiniz mi?
Bu hikâyeye birkaç güzel kelimeyle siz de dokunun. Yorumunuzu bırakın, diğer ailelere ilham olun.

Bir Yorum Bırakın

✨ Henüz yorum yok... İlk iz bırakan siz olun!